7 gece Konaklamalı UÇAKLI KOSOVA'lı BALKAN TURU
!!! VİZESİZ !!!
EKSTRA TUR YOK
ERKEN REZERVASYON FIRSATINI KAÇIRMAYIN....
Turumuzda Kademeli Fiyat artışı olacaktır.
5* ve 4* OTELLER KALİTESİYLE KONAKLAMA
8-GECE-8 GÜN / 7 Gece Otel Konaklamalı
2 Gece (Üsküp) – 1 Gece (Ohrid) – 1 Gece (İşkodra) – 1 Gece (Trebinje veya Medjugorje)
1 Gece (Saraybosna) – 1 Gece (Belgrad) Konaklama ile
(Dikkat !!! Uçaktan indikten sonra, gece yolculuğu olmadan ... konaklama ayrıcalığı bu programda…)
İzmir-Üsküp; Üsküp - İzmir Direkt Uçuş
MAKEDONYA – ARNAVUTLUK – KARADAĞ – BOSNA-HERSEK – SIRBİSTAN – (HIRVATİSTAN)
!!! Cumartesi günü , Pazar gününe bağlayan gece !!!
Makedon Folklor Yöresel Eğlencesi DAHİL !
SÜRPRİZ EKSTRA TUR YOK! TÜM TURLAR DAHİL!
Kosova Turu DAHİL !
TÜM ŞEHİR VE KÜLTÜR TURLARI FİYATA DAHİL !
Kotor - Perast Turları DAHİL !
St. Naum Manastır Turu Fiyata DAHİL !
Matka Kanyonu Turu Fiyata DAHİL !
Blagaj (Sarı Saltuk ) Turu Fiyata DAHİL
Tiran Turu Fiyata DAHİL !
KUŞADASI TOURS... Yılların Deneyimi, Kalitesi ve Güvencesi ile...
| NO | ÇIKIŞ TARİHİ | DÖNÜŞ TARİHİ |
| 1 | 24 Mayıs 2026 | 31 Mayıs 2026 ( Bayram TATİLİ ) |
| 2 | 31 Mayıs 2026 | 07 Haziran 2026 |
| 3 | 07 Haziran 2026 | 14 Haziran 2026 |
| 4 | 14 Haziran 2026 | 21 Haziran 2026 |
| 5 | 21 Haziran 2026 | 28 Haziran 2026 |
| 6 | 28 Haziran 2026 | 05 Temmuz 2026 |
| 7 | 05 Temmuz 2026 | 12 Temmuz 2026 |
| 8 | 12 Temmuz 2026 | 19 Temmuz 2026 |
| 9 | 19 Temmuz 2026 | 26 Temmuz 2026 |
| 10 | 26 Temmuz 2026 | 02 Ağustos 2026 |
| 11 | 02 Ağustos 2026 | 09 Ağustos 2026 |
| 12 | 09 Ağustos 2026 | 16 Ağustos 2026 |
| 13 | 16 Ağustos 2026 | 23 Ağustos 2026 |
| 14 | 23 Ağustos 2026 | 30 Ağustos 2026 |
| 15 | 30 Ağustos 2026 | 06 Eylül 2026 |
| 16 | 06 Eylül 2026 | 13 Eylül 2026 |
| 17 | 13 Eylül 2026 | 20 Eylül 2026 |
| 18 | 20 Eylül 2026 | 27 Eylül 2026 |
| 19 | 27 Eylül 2026 | 04 Ekim 2026 |
| 20 | 04 Ekim 2026 | 11 Ekim 2026 |
| 21 | 11 Ekim 2026 | 18 Ekim 2026 |
Dikkat!!! Seçmiş Olduğunuz Tarihin 1 Gün Öncesinin Gecesi (Pazar’ı Pazartesi’ye, Salı’yı Çarşamba’ya, Perşembe’yi Cuma’ya veya Cumartesi’yi Pazar’a Bağlayan Gece Çıkışlı
Seçmiş olduğunuz tarihin bir gün öncesi gece saat 22:55’te İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminalinde siz değerli misafirlerimizle buluşuyoruz. Check-in ve bagaj işlemlerimizin ardından SunExpress Havayollarının XQ 896 sefer sayılı uçağı ile saat 01:55’te (seçmiş olduğunuz tarihin saati) aktarmasız olarak Üsküp’e hareket ediyoruz. Yaklaşık iki saat süren rahat bir uçuşun ardından yerel saatle 02:20’de Üsküp Havalimanına iniş yapıyor, bagajlarımızı teslim alıp pasaport ve gümrük işlemlerimizi tamamladıktan sonra bizi bekleyen otobüslerimizle otelimize geçiyoruz. Konaklama Üsküp’teki otelimizde.
1.GÜN: Üsküp – Priştine – Prizren - Üsküp
Otelimizde alacağımız geç kahvaltı sonrası otelimizden dinlenmiş bir şekilde ayrılıyor ve rotamızı Balkanların en genç devletlerinden biri olan, dağları, bereketli vadileri ve kültürel çeşitliliğiyle dikkat çeken Kosova’ya çeviriyoruz. Tarih boyunca Osmanlı, Sırp ve Arnavut etkilerinin iç içe geçtiği bu küçük ülke, zengin mirası ve konuksever insanlarıyla bölgenin en özgün coğrafyalarından biri olma özelliğini taşır. Sınır kapısında pasaport işlemlerimizi tamamladıktan sonra Priştine üzerinden yemyeşil vadiler ve küçük dağ köylerinin dingin manzaraları eşliğinde ilerleyerek, Balkanların en eski yerleşimlerinden biri olan Prizren’e ulaşıyoruz. Tarihi Roma çağlarına uzanan, Osmanlı döneminde ise önemli bir kültür ve ticaret merkezi hâline gelen bu zarif şehir, taş sokakları, ahşap cumbalı evleri ve minarelerinden yükselen ezan sesleriyle ziyaretçisine güçlü bir tarih duygusu verir. Prizren’i adım adım tanıtan yürüyüş turumuzda, kentin siluetine hâkim konumdaki Sinan Paşa Camii, freskleriyle ünlü Meryem Ana Kilisesi, mistik atmosferiyle Halveti Tekkesi, Osmanlı sivil mimarisinin zarif örneklerinden Mehmet Paşa Camii ve Hamamı ile şehrin simgesi hâline gelmiş Taş Köprüyü görüyoruz. Ardından kentin samimi çarşısında öğle yemeği ve alışveriş için serbest zaman veriyor, geleneksel lezzetler ve yerel el işlerini keşfetme fırsatı buluyoruz. Serbest zamanın ardından Üsküp’e doğru yola çıkıyor ve akşam saatlerinde otelimize dönüyoruz. Akşam yemeği ve konaklama Üsküp’teki otelimizde.
Sabah kahvaltımızın ardından otelimizden ve Üsküp’ten ayrılıyor ve Makedonya’nın beşinci büyük kenti olan Kalkandelen’e (Tetova) doğru yola çıkıyoruz. Şar Dağlarının eteklerine yaslanan ve Pena Nehri boyunca uzanan bu şehir, hem doğal güzelliği hem de Osmanlı dönemine uzanan kültür mirasıyla bölgenin en renkli duraklarından biridir. Varışımızın ardından, Balkan sanat tarihinin en dikkat çekici yapılarından biri olarak kabul edilen, dış cephesinden iç süslemelerine kadar adeta bir nakış gibi işlenmiş Alaca Camiini ziyaret ediyor, bu benzersiz eserin hikâyesini rehberimizden dinliyoruz. Ardından rotamızı Balkanlar’ın en eski kentlerinden biri olan, geçmişi Roma ve Bizans dönemlerine uzanan, Makedonya’nın tarih ve kültür hazinesi Manastır’a (Bitola) çeviriyoruz. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlik yıllarına ışık tutan Askerî İdadiyi ve içindeki Atatürk Müzesini ziyaret ederek bu toprakların Türkiye için taşıdığı özel anlamı hissediyoruz. Daha sonra Şirok Sokak boyunca yapacağımız keyifli yürüyüşümüzde Osmanlı dönemi Orduevi, Eleni Karinte’nin Evi, şehrin simgesi Saat Kulesi, Pekmez Meydanı, İshakiye ve Yeni Camii ile ünlü türküye ilham veren havuz ve çeşmeyi görüyor, ardından serbest zaman veriyoruz. Manastır’daki ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra yol üzerinde II. Abdülhamid döneminde meşrutiyetin yeniden ilan edilmesinde önemli rol oynayan Jön Türk hareketinin önderlerinden Resneli Niyazi Beyin memleketi Resne’ye uğruyoruz. Burada Resneli Niyazi Bey’in Sarayını ve doğduğu evi panoramik olarak görerek, “Tanrı cenneti çamurdan yaparken bir parça kopup Ohrid’in üzerine düşmüş” diye tarif edilen bu büyüleyici Ohri’ye ulaşıyoruz. Önce “Mavi İnci” olarak anılan ve dünyanın en derin göllerinden biri olma özelliğini taşıyan Ohri Gölünde dileyen misafirlerimizle birlikte (ekstra) keyifli bir tekne turuna çıkıyoruz. Gölün sakin suları üzerinde yapacağımız bu tur sırasında, “Elveda Rumeli” dizisinde Kaymakamlık Konağı olarak kullanılan Ohrid Başpiskoposluk Binasını, dönemin lideri Tito’nun göl kıyısındaki yazlık konutunu ve şehrin oteller bölgesini panoramik olarak görme imkânı buluyoruz. Osmanlı döneminde önemli bir üs olan ve yüzyıllar boyunca çok kültürlü bir yaşamın şekillendirdiği tarihî Ohri’de yürüyüş turuna başlıyoruz. Aziz Klemeus Meydanı ve heykeli, Ayasofya Kilisesi, Kiril alfabesini ortaya koyan Kiril ve Methodios kardeşlerinin heykelleri, şehrin simgesi hâline gelmiş Asırlık Çınar, Ali Paşa Camii, Halvetiye Tekkesi ve Hacı Turgut Camii’ni görerek şehrin tarihine dokunuyoruz. Ardından Türk Çarşısı’nda vereceğimiz serbest zamanda Ohri’nin ünlü inci ve sedef işçiliğinden örnekleri inceleme ve alışveriş yapma fırsatı buluyor ve serbest zamanı takiben otelimize yerleşiyoruz. Balkan müzikleri ve folklor gösterileri eşliğinde geçecek bu keyifli akşam, Ohri’deki konaklamamızın unutulmaz anılarından biri olacak. Akşam yemeği ve konaklama Ohri’deki otelimizde.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, Makedonya’nın incisi Ohri’den ayrılarak gölün doğduğu kristal kaynakların yer aldığı, yaklaşık 40 km uzaklıktaki Sveti Naum bölgesine doğru yola çıkıyoruz. Makedonların “cennetten bir köşe” olarak tarif ettiği bu büyüleyici doğa alanı, yeşilin her tonunu barındıran manzarasıyla ziyaretçilerini adeta sakinlik ve huzur içinde karşılar. Burada, 10. yüzyılda Aziz Naum tarafından kurulan ve bugün Unesco koruması altında bulunan Sveti Naum Manastırını geziyoruz. Makedon Ortodoks geleneğinin en önemli kutsal merkezlerinden biri sayılan bu manastır, zengin Ortaçağ freskleri ve Ohri Gölü’ne hâkim panoramasıyla hem tarihî hem ruhani bir atmosfer sunar. Manastırın avlusundan göl kıyısına doğru uzanan manzarayı seyrederek geçireceğimiz bu keyifli dakikaların ardından dileyen misafirlerimiz berrak kaynak sularında sandalla yapılan kısa bir doğa gezisine katılabilir; isteyenler de çevredeki küçük dükkânlarda yöresel hediyelikleri inceleyebilir. Ziyaretimizi takiben rotamızı Arnavutluk’a çeviriyor ve kısa bir yolculuk ile ulaşacağımız sınır kapısında gerekli pasaport işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Ardından Shkumbini Nehri vadisini takip ederek Balkanlar’daki Osmanlı kuruluş şehirlerinden biri olan Elbasan üzerinden ilerliyoruz. Yolculuğumuzun sonunda, 1614’te Süleyman Paşa tarafından yeniden imar edilen ve 1920’de Arnavutluk’un başkenti ilan edilen Tiran’a ulaşıyoruz. Yakın geçmişte savaşlar ve Enver Hoca rejiminin ağır diktatörlüğü altında zor yıllar geçiren bu şehir, bugün modernleşen caddeleri, sanat yapıları ve geniş meydanlarıyla Balkanların en dinamik merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Panoramik şehir turumuz sırasında Ethem Bey Camii, Tarihî Saat Kulesi, Ulusal Müze, Opera ve Bale Binası, Parlamento ve Başbakanlık binaları, Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve şehrin simgesi İskender Bey Meydanını görüyoruz. Hem modern kentin hem de otantik Kale İçi bölgesinin tadını çıkarmak üzere serbest zaman veriyoruz. Kale surlarının arasında, dar taş sokaklara sıralanmış küçük dükkânlar; el yapımı takılar, geleneksel motiflerle işlenmiş tekstil ürünleri, bakır ve ahşap objeler, yerel sanatçıların ürettiği özgün eserlerle ziyaretçilere sıcak bir karşılama sunar. Tiran programımızı tamamlayarak, Arnavutluk’un güney–kuzey aksını oluşturan ana arter üzerinde yol alırken, ülkenin en kadim kentlerinden biri olan Lezheyi de panoramik olarak görüyoruz. İlirya döneminden bu yana yerleşimin sürdüğü bu tarihî kent, Arnavut ulusal kahramanı İskender Bey’in 1444’te Arnavut beyliklerini birleştirerek Osmanlılara karşı Lezhe Birliğini kurduğu yer olmasıyla ülke tarihinde özel bir yere sahiptir. Aynı zamanda 1468’de vefat eden İskender Bey’in türbesinin bulunduğu kent, Arnavut kimliğinin ve direniş geleneğinin simgesel merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Bu kadim coğrafyayı geride bırakarak keyifli yolculuğumuza devam ediyor ve kıyısında kurulduğu göl ile aynı adı taşıyan ve Osmanlı’nın 435 yıl boyunca Balkanlar’daki en stratejik askerî üslerinden biri olan İşkodra’ya doğru ilerliyoruz. Varışımızda şehre hâkim konumdaki tarihî kaleyi panoramik olarak görerek bölgenin geçmişine kısa bir yolculuk yapıyor, ardından otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeğimizi ve konaklama İşkodra’daki otelimizde.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, Osmanlı’nın Balkanlardaki en eski askerî üslerinden biri olan İşkodra’dan ayrılıyor ve pasaport işlemlerimizi tamamlayarak Karadağ topraklarına giriyoruz. Adriyatik kıyıları boyunca ilerlerken Bar ve Petrovac üzerinden geçiyor; tarih boyunca deniz ticaret yollarının şekillendirdiği bu sahillerde, bir zamanların küçük bir balıkçı adasıyken bugün Akdeniz’in en seçkin turizm merkezlerinden biri hâline gelen Sveti Stefan’ı panoramik bir noktadan izliyoruz. Kıyı boyunca süren yolculuğumuz, adeta Orta Çağ ile modern dünyanın birbirine karıştığı bir tarih koridoru gibi akar. Ardından, Venedik hâkimiyetinin izlerini bugün hâlâ surlarında ve taş sokaklarında taşıyan Budva’yı panoramik olarak tanıyor, buradan Kotor Körfezi’ne doğru yolumuza devam ediyoruz. Avrupa’nın en iyi korunmuş Orta Çağ yerleşimlerinden biri kabul edilen, kalesi ve doğal limanı sayesinde yüzyıllar boyunca işgal edilememiş Kotor, Adriyatik’in en karanlık dönemlerinde bile ticaret ve zanaatın canlı tutulduğu bir sığınak işlevi görmüştür. Unesco’nun koruma altına aldığı bu tarihî kentte yapacağımız yürüyüş turunda, Venedik döneminin izlerini taşıyan Deniz Kapısı, Orta Çağ şehir meydanlarının tipik örneği Silah Meydanı, şehrin adeta zamanın ritmini tuttuğu Saat Kulesi, Orta Çağ cezalandırma kültürünü sembolize eden Utanç Sütunu, asırlık malikâneler ve Barok üslubun güçlü örneklerinden Beskuca Sarayının yanı sıra, 12. yüzyılda inşa edilen Aziz Triphon Katedrali, “Dedikodu Çeşmesi”, Aziz Nikola ve Aziz Luka Kiliseleri gibi çok kültürlü Balkan mirasının parıldayan taşlarını keşfediyoruz. Kotor’dan ayrılarak, Adriyatik’in sularına yansıyan Barok mimarisiyle bir tabloyu andıran Perast’a doğru ilerliyoruz. 17. ve 18. yüzyıllarda denizcilik okulları ve kaptanlar yetiştirmesiyle ünlenen bu küçük yerleşim, dönemin Venedik Cumhuriyeti için stratejik bir ileri karakol niteliğindeydi. Körfezin ortasında yer alan iki ada ise bölgenin tarihî kimliğinin adeta sembolleridir. Biri üzerinde Benedikten manastırı bulunan Sveti Djordje (St. George) Adası, diğeri ise halkın yüzyıllar boyunca denizden taş taşıyarak oluşturduğu, mitoloji ile inancın iç içe geçtiği Lady of the Rocks (Kayaların Leydisi) Adası… Bu iki adayı Perast kıyısından izleyerek kısa bir fotoğraf molası veriyoruz. Turumuzun devamında Karadağ’dan ayrılıyor ve Bosna-Hersek’e giriş yapıyoruz. Tarihin farklı dönemlerinde Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Yugoslavya arasında gidip gelmiş sınır kentlerinin coğrafyasından geçerek Trebinje veya Medjugorjedeki otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeğimizi aldıktan sonra isteyen konuklarımızla beraber, konaklama yapacağımız otel bölgesi Trebinje denk gelen tarihlerde ve katılım sayısı yeterlilik durumuna göre Dubrovnik turumuzu yapıyoruz. Konaklama otelimizde.
İsteğe Bağlı Dubrovnik Turu : Schengen vizesi ya da yeşil pasaportu olan misafirlerimizle otelde akşam yemeği aldıktan sonra, Trebinje’den ayrılıyor, kısa bir yolculuk ile Bosna Hersek–Hırvatistan Sınır Kapısına varıyoruz. Ekstra (isteğe bağlı 100 € olan bu tur yeterli sayıda katılımcı olduğu takdirde gerçekleşecektir.) Pasaport ve gümrük işlemlerimizi gerçekleştirerek Dubrovnik’e ulaşıyoruz. Eski adı Ragusa olan, Hırvatistan’ın Adriyatik sahilindeki Ortaçağdan kalma eserleri ile ünlü şehrini geziyoruz. Korunaklı bir yarımada üzerine kurulu ve etkileyici surlarıyla göz alan bu tarihi kentte, görkemli şehir surlarının ve kapılarının, Onofrio Çeşmesi, Fransisken Manastırı, 14. yüzyıldan kalma Eczane, Çan Kulesi, Orlando Heykeli, Aziz Blaise Kilisesi, Sponz Sarayı, Rektör Sarayı ve tarihi limanın görüleceği gezimizi tamamlıyoruz. Serbest zamanı takiben kentten ayrılarak,Hırvatistan – Bosna Hersek Sınır Kapısına varıyor, pasaport ve gümrük işlemlerini takiben Trebinje’yedeki otelimize dönüyoruz.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Bosna-Hersek’in en çok ziyaret edilen şehirlerinden Mostar’a doğru yola çıkıyoruz. İlk olarak Blagaj’a ulaşıyor ve Avrupa’nın en güçlü ve en hızlı su çıkışlarından birine sahip Buna Nehrinin kaynağının hemen yanında kurulu Sarı Saltuk – Alperenler Tekkesini ziyaret ediyoruz. 1465’ten itibaren Osmanlı topraklarına katılan bu bölgede kurulan tekke, hem tasavvuf kültürünün hem de Balkan halklarının İslam’la tanışmasının en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Nehir kaynağının mağaradan fışkırarak doğayı şekillendirdiği bu mistik ortamda, tekkenin ahşap dokusu ve suyun sesi bir araya gelerek ziyaretçilere derin bir manevi atmosfer sunar. Blagaj’daki gezimizi tamamladıktan sonra Mostara geçiyoruz. Neretva Nehri’nin iki yakasına kurulmuş bu kadim şehir, Osmanlı döneminde Bosna’nın idari ve kültürel merkezlerinden biriydi. Turumuza, 1557’de Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından inşa edilen, ancak 1993’te savaş sırasında yıkılıp 2004’te Türkiye'nin katkılarıyla özgün malzeme ve tekniklerle yeniden ayağa kaldırılan Mostar Köprüsü ile başlıyoruz. Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan köprü, yalnızca iki yakayı değil, farklı kültürleri ve dinleri de birleştiren bir semboldür. Ardından Eski Hamam, Sultan Selim Mescidi, Koski Mehmet Paşa Camii, Kuyumcular Çarşısı gibi Osmanlı döneminden günümüze ulaşan yapıların arasında dolaşarak, Mostar’ın canlı çarşısında serbest zaman veriyoruz. Mostar’dan ayrıldıktan sonra, Balkan coğrafyasının nehirler ve dağlarla süslü dramatik manzaraları eşliğinde Saraybosna’ya doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. Yol güzergâhında, 2. Dünya Savaşı’nın en önemli direniş destanlarından biri olan Neretva Muharebesinin yaşandığı Jablanica’ya uğruyoruz. Burada, Yugoslav Partizanlarının Alman ikmal hattını kesmek için havaya uçurduğu Neretva Köprüsü’nün savaşın izlerini taşıyan hâlini görüyoruz. Ardından Konjic üzerinden geçerek günün sonunda Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’ya ulaşıyoruz. Avrupa’nın dini çeşitliliğinde benzersiz bir yere sahip olan Saraybosna, iki yüzyıl boyunca Balkanların kültür başkentliğini yapmış, 1914’te Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand’ın burada öldürülmesiyle Birinci Dünya Savaşı’nın fitilinin ateşlendiği şehir olmuştur. 1992–1995 savaşında ağır yıkım yaşamış olsa da, bugün hâlâ kültürlerin ve inançların bir arada yaşadığı kozmopolit ruhunu korumaktadır. Saraybosna’daki yürüyüş turumuza, Bosna Savaşı sırasında günlerce yanan ve milyonlarca el yazmasını kaybeden Eski Kütüphane ile başlıyor; Seher Köprüsü, İnat Evi, Hünkâr Camii ve Franz Ferdinand suikastının gerçekleştiği Latin Köprüsünü görüyoruz. Ardından Avusturya dönemine ait şehir bölümünde İsa’nın Kalbi Katedrali, Sonsuz Ateş Anıtı, Pazar Yeri Katliamının yaşandığı açık pazar, Sinagog; Osmanlı bölümünde ise Ferhadiye Camii, Moriça Han ve Gazi Hüsrev Bey Külliyesi gibi eserleri ziyaret ederek turumuzu tamamlıyoruz. Şehrin sembolü Başçarşı’da vereceğimiz serbest zamanın ardından otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama Saraybosna’daki otelimizde.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Saraybosna’dan ayrılıyor ve Balkan coğrafyasının en kadim yollarından birini takip ederek Belgrad’a doğru hareket ediyoruz. Yol boyunca dağların arasında uzanan vadiler, sık orman dokuları ve Drina havzasının oluşturduğu doğal güzellikler eşliğinde keyifli bir yolculuk yapıyoruz. Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki sınır kapısına ulaşıp pasaport işlemlerimizi tamamladıktan sonra, bu kez Pannonian Ovası’nın verimli topraklarına açılan geniş düzlükler üzerinde ilerliyoruz. Yol boyunca, tarımın şekillendirdiği küçük Sırp köylerini, geleneksel mimarinin hâlâ yaşadığı kırsal dokuyu ve eski Balkan ticaret yollarının izlerini takip ederek başkente doğru yaklaşıyoruz. Sırpçada “beyaz şehir” anlamına gelen Belgrad, coğrafyanın tarihe hükmettiği noktalardan biridir. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği, Balkan yarımadasıyla Orta Avrupa’nın kesiştiği bu stratejik yerde kurulu olan şehir, Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Avusturya-Macaristan’a kadar birçok imparatorluğun göz diktiği bir kale kentidir. Varışımızın ardından, kentin modern yüzünü temsil eden Parlamento Binası, Eski Saray ve Ulusal Müze gibi etkileyici yapıları görerek Belgrad tarihine giriş yapıyoruz. Ardından Orta Çağ’dan itibaren bölgenin en önemli askerî karargâhlarından biri olan, Tuna ve Sava’nın birleştiği noktada hâkim bir tepede yükselen Belgrad Kalesine yöneliyoruz. İç ve dış surları, burçları ve kapılarıyla yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların izlerini biriktiren bu kale, adeta Balkan tarihinin açık hava arşivi gibidir. Saat Kule Kapısı ve İstanbul iç Kapısı gibi Osmanlı döneminden izler taşıyan bölümlerde, Sokullu Mehmet Paşa’nın yaptırdığı çeşme ile Damat Ali Paşa’nın türbesini de görerek Osmanlı hâkimiyetinin izlerini yakından hissediyoruz. Tuna’nın mavi sularının Sava ile buluştuğu noktayı seyreden teraslarda vereceğimiz molada, bu doğal birleşmenin neden tarih boyunca şehri böylesine stratejik bir merkez hâline getirdiğini daha iyi kavrıyoruz. Kalenin içinde yer alan Askerî Açık Hava Müzesi ve Sırpların Fransa’ya duyduğu minneti simgeleyen Şükran Anıtı da ziyaretimiz sırasında karşımıza çıkan önemli duraklardır. Kaleden şehir merkezine doğru ilerlerken, Belgrad’ın canlı yaşam damarlarından biri olan, İstanbul’un İstiklal Caddesi’ne benzetilen Knez Mihailova Caddesinde serbest zaman veriyoruz. Bu tarihi aks üzerinde 19. yüzyıl zarif binaları, butik mağazalar, kafeler ve sokak sanatçıları arasında kısa bir gezinti yapabilir; dileyen misafirlerimiz Belgrad’ın günlük yaşam ritmini bu hareketli ortamda hissedebilir. Günümüzü tamamlayarak otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama Belgrad’daki otelimizde.
Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Belgrad’dan ayrılıyor ve Balkanların içlerine doğru uzanan tarihî ticaret yollarını takip ederek güne başlıyoruz. Sırbistan topraklarının verimli düzlüklerini geride bırakırken, Orta Avrupa ile Balkan Yarımadası’nı birbirine bağlayan eski kervan yollarının izleri boyunca ilerliyor, bir zamanlar Osmanlı sınır hatlarının en hareketli geçiş noktaları arasında yer alan Merdare–Preševo hattını geçerek Kuzey Makedonya’ya giriş yapıyoruz. Pasaport ve gümrük işlemlerinin ardından, Osmanlının Rumeli eyaleti döneminde de stratejik bir konuma sahip olan Kumanova üzerinden güneye doğru yolumuza devam ediyoruz. Bu coğrafya, Balkan Savaşlarında Osmanlı ordusunun en kritik muharebelerinden biri olan Kumanova Muharebesine de sahne olmuş; böylece bölgenin askerî ve siyasi tarihindeki önemini yüzyıllar boyunca korumuştur. Kumanova ovasını geride bırakıp Vardar vadisine doğru ilerlerken, dağ silsilelerinin birbirine yaklaştığı noktada genişleyen yeşil alanlar, Makedonya platosunun doğal güzelliklerini gözler önüne serer. Yol boyunca yerleşimler, Ortodoks mimarinin küçük kırsal kiliseleri ve Osmanlı köy dokusunun izleriyle, çok kültürlü Balkan kimliğinin tipik bir tablosunu sunar. Erken öğle sonrası saatlerinde, Üsküp’ün hemen batısında, Treska Nehri’nin dağların arasından sıyrılarak oluşturduğu büyüleyici bir coğrafyaya ulaşıyor ve Matka Kanyonu’na varıyoruz. 5 milyon yıldan daha eski jeolojik oluşumlara sahip bu kanyon, dik kayalık duvarları, zümrüt tonlarındaki suyu ve doğal mağaralarıyla Makedonya’nın en etkileyici doğa harikalarından biridir. Bölge aynı zamanda Balkan Ortodoksluğunun en eski keşişlik merkezlerinden biridir; nehir boyunca kurulu küçük manastırlar, 14. ve 15. yüzyıllara tarihlenen fresklerle bezenmiştir. Kanyon kenarında kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra dileyen misafirlerimiz sandal/tekne gezisi imkânı da bulacaklardır. Matka ziyaretimizin ardından Üsküp şehir merkezine doğru hareket ediyor ve Makedonya’nın başkentine ulaşıyoruz. Vardar Nehri’nin iki yakasında kurulu Üsküp, Balkanların kültürel belleğinde özel bir yere sahiptir. Roma döneminden beri daima bölgesel bir merkez olan şehir, Bizans ve Bulgar dönemlerinden Osmanlı’ya, oradan da Yugoslavya’nın federal başkentlerinden birine uzanan çok katmanlı bir geçmişe sahiptir. Yahya Kemal’in “Üsküp ki Yıldırım Beyazıt’tan beri Türk’tür” dizesi, şehrin Osmanlı dönemindeki kültürel dokusunu özetler niteliktedir. Şehrin merkezine varışımızın ardından, Üsküp 2014 Projesi kapsamında inşa edilen neo-klasik yapıları, geniş bulvarları ve Makedon tarihine adanmış anıtsal heykelleri panoramik olarak görüyoruz. Ardından Üsküp Kalesi’nin bulunduğu tepeden yürüyüş turumuza başlıyor ve Osmanlı mirasının yoğun olarak hissedildiği tarihî çarşı bölgesine doğru ilerliyoruz. Turumuz boyunca: 1492’de inşa edilen ve şehrin en zarif Osmanlı eserlerinden biri olan Mustafa Paşa Camii, 15. yüzyıl ticaret hayatının önemli hanlarından Sulu Han, Osmanlı hamam mimarisinin en güzel örneklerinden Davut Paşa Hamamı ve Çifte Hamam, İstanbul Kapalıçarşı geleneğinin Balkanlardaki uzantısı sayılan Eski Türk Çarşısı, Kapan Hanı ve tarihi zanaatkâr sokakları gibi yapıları görüyor, Üsküp’ün yüzyıllar boyunca şekillenen Türk-İslam şehir dokusunu yakından hissediyoruz. Ardından şehrin iki yakasını birbirine bağlayan, Osmanlı’nın en güçlü sembollerinden biri olan Taş Köprü üzerinden Makedonya Meydanı’na geçiyoruz. Meydanda Makedon tarihinin kurucu figürlerini temsil eden anıtsal heykeller Çar Samuil, İmparator Jüstinyen, II. Philip, Kraliçe Olympia ve Büyük İskender şehrin modern kimlik arayışının en görünür unsurlarıdır. Yürüyüş turumuzun sonunda alışveriş, gezinti ve akşam yemeği için serbest zaman veriyoruz. Rehberimizin yönlendirme ve tavsiyeleri ile şehrin keyfini doya doya çıkarma şansına sahip olacaksınız.
Rehberimizin belirlediği saatte yeniden buluşmamızın ardından, Üsküp Hava Limanı`na gidiyor ve gerekli pasaport-chekin işlemlerinden sonra SUN EXPRESS HAVAYOLLARI`na ait XQ 897 sefer sayılı uçağımız ile Cumartesiyi Pazar`a bağlayan (seçilen tarihe göre Salı`yı Çarşamba`yı) gece yarısı saat 02:25`de AKTARMASIZ DİREKT İzmir Adnan Menderes Havalimanı`na hareket ediyoruz. Unutulmaz anılarımızla bir başka Kuşadası Tours ile buluşmak üzere siz değerli misafirlerimiz ile vedalaşıyoruz.
Sun Express Havayolları ile İzmir - Üsküp - İzmir parkurunda AKTARMASIZ DİREKT gidiş - dönüş uçak biletleri
Brugge - Gent - Rotterdam - Lahey - Delft ve Giethoorn farkları ile
6 gün - 5 geceKos Merkezde 4* ALEXANDRA Otelde 2 gece konaklama ve 2 gün Ada Turu DAHİL
3 gün - 2 geceSakız ( Chios ) Adasında 2 gece
3 Gün - 2 Gece 4*Chandris Hotel KonaklamaSemarkant, Buhara, Hiva, Taşkent, Çimkent, Türkistan,
İzmir'den DİREKT Uçuş imkanı 8 gece - 9 günVenedik - Bolonya - Roma - Nemi Gölü - Floransa - Sienna - Pisa - Portofino - Milano - Como Gölü
7 gün - 6 geceEkstra Tur Yok ... Dubrovnik + Selanik + Sofya Turları DAHİL
9 gece - 8 günEkstra Tur YOK ... 2 gece Lizbon + 2 gece Porto konaklama
5 Gün - 4 GeceAyvalık Transferi dahil ve Ekstra Tur Yok . 5* Mythical Coast Wellness Retrat Otel de 2 gece konaklama
3 gün - 2 geceEksra Tur Yok ... Halstatt - Viyana - Budapeşte - Prag - Karlovy Vary - Dresden - Berlin
7 gün - 6 gece